Köşe Yazısı

TEMSİLDE ADALET

Seçimler yaklaşırken TBMM’ye sunulan Seçim Kanununda yapılması planlanan değişikliklerle ilgili bilgilendirme açıklamasında dikkatimi çeken en önemli konulardan biri, seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesi oldu.

TEMSİLDE ADALET

Kanunu hazırlayanlar, yaptıkları açıklamada bu kanun teklifiyle temsilde adaletin sağlanacağını söylediler. Şimdi sormadan edemiyor insan; Temsilde adalet yeni mi geldi akıllarına? Yoksa rüzgarın tersine döndüğünü mü görmeye başladılar? Ne dersiniz?
Hepimizin bildiği üzere demokrasilerde “temsilde adalet” çok önemli bir kavramdır. Demokrasi kültürüne sahip herkesin isteği, vatandaşın vereceği hiçbir oyun ziyan olmaması ve her düşüncenin parlamentoda temsilcisinin olmasıdır. Şimdi hep beraber bir beyin jimnastiği yapalım. 2023 seçimlerinde 64 milyon seçmenin oy kullanacağı tahmin ediliyor. 64 milyon oyun yüzde 7’si, 4 milyon 800 bin oy eder. Kullanılmayacak ve de geçersiz sayılabilecek oyları da hesaba katarak bunu 4 milyon 500 bin olarak kabul edelim.
Bu, şu demektir; 4.500.000’den 1 oy dahi az alan bir siyasi parti seçim barajını aşamamış sayılacak ve oyları çöp olacak. Daha da açarsak, bu oyları verenlerin temsilcileri parlamentoda olmayacak demektir. Nerede kaldı temsilde adalet? Kanun teklifini hazırlayanların temsilde adalet anlayışı bu mu?
Gerçekten hiçbir vatandaşın oyu ziyan olmadan parlamentoda temsilde adalet isteniyorsa yapılması gereken iş gayet basittir. Önce ülke barajını sıfırlar, sonra da “Nispi Temsil Sistemi” diye bildiğimiz ve ülkemizde daha evvel uygulanan ve de parlamentoda en yüksek temsil oranını sağlayan seçim sistemine geçeceksiniz. Daha da ileri gidilerek sisteme şöyle bir ilave de yapılabilir; Ülke geneli için, seçim çevrelerindeki sadece artık oyların dahil edileceği bir seçim çevresi oluşturulur ve oradan çıkarılacak milletvekili sayısı da belirlenir. Sonra da seçim çevrelerindeki artık oylar oraya dahil edilir. Toplanan oyların dağılımına göre de her siyasi partinin oradan kazanacağı milletvekili sayısı belirlenebilir. Böylelikle ülke genelinde ziyan olacak oyların sayısı hemen hemen sıfıra iner ve “temsilde adalet”teki adaletsizlik ortadan kalkar. Seçmenin kafasındaki “oyum zaten boşa gidecek” endişeleri de silinir. Herkes gidip gönül verdiği partisine oyunu atar.
“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ile ilgili anayasa değişikliğini savunanları en önemli argümanı, ülkenin koalisyonlardan bıktığı idi. Oysa gelinen nokta, siyasi partileri seçim öncesi ittifak yapmaya zorladı. Ülke barajını aşamayacağını bilen, oy oranı düşük partiler, daha güçlülerin şemsiye-sinin altına girmek zorunda bırakıldılar.
Öyle bir seçim sistemi kurmalıyız ki her vatandaş kendi sesini ülkesinin parlamentosunda duysun. Hiçbir siyasi parti bir başka partinin ardına takılmak zorunda kalmasın. Parlamentomuz siyah beyaz değil rengarenk olsun.

YORUMLAR (1)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL