Bu memlekette insan gibi yaşamak gerçekten çok zor. İçinde alın teri, ahlak, sevgi, saygı ve en önemlisi utanma duygusu barındıranlara yer yok bu dünyada. Daha üç gün önce… Ahlaki değerlerden..
Bu memlekette insan gibi yaşamak gerçekten çok zor.
İçinde alın teri, ahlak, sevgi, saygı ve en önemlisi utanma duygusu barındıranlara yer yok bu dünyada.
Daha üç gün önce…
Ahlaki değerlerden uzak, aile kavramını yitirmiş yapılar yüzünden dört çocuk öldürüldü.
Henüz hayatın başında, dört evlat.
Üç gündür haberlere bakıyorum.
Ankara’da su sıkıntısı varmış.
Dünyada kriz varsa, başka ülkelerde neden bu kadar derin bir enflasyon yok?
Emekliye yapılan zammın karşılığı iki demet maydanoz.
Gazze’ye destek, İsrail’e lanet…
Binlerce insan sokaklarda, grevler, yürüyüşler, sloganlar…
Ama 15 yaşlarında dört çocuk öldürülüyor;
Hiçbir siyasi partinin gündeminde yok.
Neymiş, taziye mesajı yayımlanmış.
İçeriği nedir, bilemem.
Ama Diyarbakır anneleri, PKK tarafından kaçırılan çocukları için yıllardır eylem yapıyor.
Biz ise pırıl pırıl dört evladımız için bir gün bile eylem yapamadık.
Nasıl olsa 12. Yargı Paketi yolda.
Bugün yarın, eli kanlı binlerce suçlu yine sokaklara salınır.
Adalet ve devlet sorumluluğunu anlatan meşhur bir söz vardı:
“Fırat’ın kenarında bir kuzuyu kurt kapsa, hesabı Allah Ömer’den sorar.”
Şimdi kurtlar, evlerin kapısında kapıyor kuzuyu.
Kimsede ne sorumluluk var, ne utanma.
Sokaklarda suç yaşı 13–15’e düşmüş durumda.
Ama sistem hâlâ bizden en az üç çocuk istiyor.
Peki kim bakacak bu çocuklara?
Senin, benim çocuğum Zara, Adidas giyerken;
Bu çocuklar ne giyecek?
Senin çocuğun Almanya’da, Amerika’da eğitim alırken;
Bu çocuklar nerede okuyacak?
Ben çocuğumu ninnilerle uyutup, koklayarak, okşayarak büyütüyorum.
Bu çocuklara kim ninni söyleyecek?
Kim kucaklayacak?
Kim saçlarını okşayacak?
Senin çocuğuna özel hastanelerde, özel doktorlar bakarken;
Bu çocuklar hasta olduğunda kim bakacak?
Ben, tek bir çocuğuma bile güzel bir gelecek bırakabilir miyim diye endişe ederken…
Bu üç çocuğun geleceği ne olacak?
Peki bu çocuklara alın terini, ahlakı, onuru, sevgiyi, saygıyı ve utanma duygusunu kim öğretecek?
Eski Sağlık Bakanı yaklaşık dört yıl önce şöyle demişti:
“754 bin Suriyeli bebeğimiz sağlık tesislerimizde gözlerini hayata açtı.”
2018 verilerine göre Suriyeli kadınların doğurganlık oranı, Türkiye ortalamasının neredeyse üç katı.
Yaklaşık on yıl sonra, yaşlanan Türkiye nüfusu da hesaba katıldığında, bu tablo bugünkü nüfus dengesini aşacaktır.
Peki bu çocuklar nereye yerleşecek?
Belki bugün, belki yarın memleketin en ücra köşelerine kadar yayılacaklar.
Toplu hâlde gezecekler, belki de okul kapılarını mesken tutacaklar.
Hak, hukuk, adalet ve insanların sefaleti üzerine , sürekli Allah’ın adını kullananlar ve doymak bilmeyen siyasetçiler yüzünden; Batıyor bu güzel dünya.
Ben bu memlekette, ister maddi olsun, ister manevi olsun,
Hiçbir değere inanmıyorum artık….
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)