Köşe Yazısı

HUZUR ELİ

Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki; Sırat Köprüsü kurulmuş da imtihan oluyoruz sanki. Canından da, malından da herkes kendi sorumlu. İçki, kumar, fuhuş, cinayet, intihar… Kime sorsan, “Ruhum daralıyor” diyor. Şairin..

HUZUR ELİ

Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki; Sırat Köprüsü kurulmuş da imtihan oluyoruz sanki.
Canından da, malından da herkes kendi sorumlu.
İçki, kumar, fuhuş, cinayet, intihar…
Kime sorsan, “Ruhum daralıyor” diyor.
Şairin dediği gibi;
Her canlıya göre bir tanrı,
Her keseye göre satılacak bir şey,
Her keseye göre yaşanacak bir hayat var bu dünyada.
Zamanın en karanlık ve en kirli dönemlerinden birini yaşıyoruz.
Yaşam zevki diye bir şey bırakmadılar kimsede.
Siyaset denen yapı
Hem milli değerlerin, hem dini değerlerin, ahlakın bile önüne geçti.
Peki hiç mi güzel bir şey…
Hiç mi huzur yok?
Dünyayı bilmem ama;
Siyasetin kirli çarkından uzak durabilmiş, insanlığa ve kardeşliğe uzanan bir el var Bulancak’ta.
Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç.
Göreve başlayalı neredeyse iki yıl bitiyor.
Bu süre zarfında ağzından bir kez olsun bölücü ya da kutuplaştırıcı bir söz çıktığını duymadık.
Şehrin en ücra köşesine kadar herkesi kucaklıyor.
Çocuklarla çocuk oluyor, büyüklere yürekten sarılıyor.
Bir bakıyorsunuz, soğuk kış günlerinde pazarcı kadınlar üşümesin diye omuzlarına şal bırakıyor.
Bir bakıyorsunuz, sokaktaki canlar için kedi evleri kuruyor, mama dağıtıyor.
Kimseye kimliğini, siyasi yapısını sormadan,
Yoksulların, mağdurların yardımına koşuyor.
Milli birlik ve beraberlik için Atatürk posterli yeni yıl takvimleri hazırlatıyor.
Dini değerlere saygıyı önemsiyor; ilçemizin din görevlileriyle omuz omuza, el ele yürüyor.
Şehrimizin ve ilimizin mülki amirleriyle, bugüne kadar pek alışık olmadığımız bir uyum ve iş birliği sergiliyor.
“Başkanım, okula gidemiyorum; yollar çok çamur,” diyen minik bir çocuğun sesi olup, üç gün içinde çamur yolu parke taşıyla döşüyor.
Bir tarafta “Emekliler devlete yük oluyor” diyen bir anlayış.
Bulancak’ta Emekliler ” için yalnızca insanlık taşıyan bir duruş.
Şehrin göbeğinde, en can alıcı noktada sessiz, sedasız , emeklilerin sosyal yaşamı ve sosyal dayanışması için bir Emekli Lokali açıyor.
İnsanlıktan başka, güzellikten başka bir şey düşünmeyen bu insana ne denir, bilmiyorum.
Hak ve halk şairi Yunus Emre’nin dizelerindeki gibi;
“Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için.
Dost’un evi gönüldedir, gönüller yapmaya geldim ” diyen bir el sanki…
Huzur dolu bir el…

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL