İleri demokrasilerde şeffaflık kavramı toplumsal ikna yöntemi olarak önemli bir argümandır. Toplum, her şeyin gözü önünde ve gerçeklerin tüm çıplaklığıyla ortaya dökülmesini arzular. Sanıklar, itham edildikleri konular hakkında Türk adaletine..
İleri demokrasilerde şeffaflık kavramı toplumsal ikna yöntemi olarak önemli bir
argümandır. Toplum, her şeyin gözü önünde ve gerçeklerin tüm çıplaklığıyla ortaya
dökülmesini arzular. Sanıklar, itham edildikleri konular hakkında Türk adaletine savunma
yaparken bunu toplumun tüm kesimlerinin de duymasını isterler.
En başından söylemeliyim ki çağdaş hukukun hakim olduğu ülkelerde kimse
yargılanamaz olmamalıdır. Şayet kanunlara göre bir suç oluşmuşsa hukuk önünde herkesin
hesap vermesi gerekir. Bütün mesele, adaleti tesis ederken evrensel hukuk kuralları
normuna uyulmasıdır. Üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü ilkesinin toplumda hakim
kılınması. İnsanların adalete güvenini zedeleyecek her türlü uygulamadan kaçınmak son
derece önemli. Gerek suçlunun gerekse de mağdurun sığınacağı liman devletin adaletidir.
Bilindiği üzere toplumun büyük bir çoğunluğunun siyasi olduğuna inandığı davalarla
ilgili yargılama süreci başlamış durumda. Daha iddianameler yazılmadan sanıkların suçlu
olduğu iması yandaş medyanın yazarları tarafından ilan edildi. Hem de olmayanı varmış gibi
servis ettiler. İnsanların masumiyet karinelerini görmezden geldiler. Bazı gazetelerin “küçük
ve yakışıklı” gazetecileri ve hukukçuları kendilerine verilen görevleri yerine getirmenin
gururunu yaşarlarken insanlara isnat ettikleri suçların hiçbiri iddianamelerde yer almayınca
ortadan kayboldular.
Özellikle kamuoyunu çok yakından ilgilendiren böylesi davaların televizyondan canlı
yayınlanması konusunda toplumsal bir talep olmasına rağmen mevcut yasalarla bunun
olmayacağını biliyoruz.
Henüz davalar başlamadan CHP Genel Başkanı Özgür Özel kamuoyuna böyle bir
talebi olduğunu açıkladı. MHP Genel Başkanı da bu talebi gayet makul olarak gördüğünü
söyledi. Hatta konu kendisine iletildiğinde sayın Cumhurbaşkanı da olumlu görüş belirtti.
Ne olduysa iddianameler ortaya çıkınca oldu. CHP, davaların TRT’den canlı
yayınlanması için bir kanun önergesi verdi. Daha düne kadar “olabilir, yayınlanabilir” dedikleri
davaların kanuni dayanağı olacak olan kanun teklifi AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.
CHP bu defa, siz önerge verin biz destekleyelim ve bir gecede kanunlaştıralım dedi ama o da
kabul görmedi.
Anlayacağınız iş, kamuoyunun bu davalarla ilgili sürece dair olup bitenleri birinci
ağızdan duyulmasına gelince iktidar sahipleri çark ettiler. Sanırım canlı yayının kendileri
açısından bir getirisinin olmayacağı, belki de zararlı olacağı kanaatine vardılar…
Davalar başlayalı beri tüm yandaş medyayı takip ediyorum. Gördüğüm şu; Onlar
açısından bu davalar kapanmış!.. Görevlerini yapmış, toplumda gerekli algıyı oluşturmuşlar…
Oysa adaletin herkese lazım olacağını kendileri de gayet iyi biliyorlar.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, böylesi davalar televizyondan canlı olarak
yayınlansaydı, diyor. İnanın insanın gülesi geliyor… Feti Yıldız’ın keşkesi “keşkek”
yapmaktan kolaydı!..
Keşkelerin konuşulmayacağı, şeffaf bir Türkiye’ye ulaşmak umut ve dileğiyle…
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)