Köşe Yazısı

Din, Uluslararası Siyaset ve Evanjelizm

“Din” olgusunun Uluslararası İlişkiler disiplinine girişi son zamanlarda olmuştur. 11 Eylül saldırıları, dini dış politika olarak kullanan devletlerin ortaya çıkması, dini ideoloji olarak benimseyen devlet dışı aktörlerin ortaya çıkması gibi..

Din, Uluslararası Siyaset ve Evanjelizm

“Din” olgusunun Uluslararası İlişkiler disiplinine girişi son zamanlarda olmuştur. 11 Eylül saldırıları, dini dış politika olarak kullanan devletlerin ortaya çıkması, dini ideoloji olarak benimseyen devlet dışı aktörlerin ortaya çıkması gibi olaylar din olgusunun Uluslararası İlişkiler disiplinine girişini etkilemiştir.  Samuel Huntington’ın “Medeniyetler Çatışması” kitabında doğu-batı sentezi ve İslam sentezi yapılmıştır. Huntington’ın kitabında İran İslam Devleti’nden ve İslami devlet dışı aktörlerden söz edilerek, Dinin Uluslararası İlişkilere girmesinin önünü açtı. Buna göre, bu dini hareketler liberal kapitalist sisteme karşı ortaya çıktı.

Din, Uluslararası İlişkiler disiplininin ana aktörlerinden biri haline geldi. İnşacı bir açıdan baktığımızda din, toplumsal yapının inşa ettiği bir yapıdır. Toplumun bir parçası olan dinin uluslararası ilişkiler disiplininden ayrılması sekülerleşme ile olmuştur.  1648 Westfelya Antlaşması ile ulus-devlet sistemi doğmuş ve Uİ disiplini olumlu bir düşünceyle gelişmiştir. Sekülerleşme ile birlikte Uİ disiplininde din arka plana atılmıştır.  Ancak unutulmamalıdır ki günümüzde devletlerin bile dini bir dış politika aracı olarak kullandığını görmek gerekir.  Devletlerarası ilişkilerde din bir sorun, kriz ve siyaset olmuştur.  Örneğin din, Bosna Savaşı’nda büyük rol oynadı.  Uluslararası İlişkiler disiplininin bu Avrupa merkezli tutumu ve laik yapısı nedeniyle din geri plana atılmakta ve savaşların ve krizlerin yorumlanmasında büyük bir din eksikliği görülmektedir.  Örneğin ABD’nin kimlik siyaseti üzerinden Evanjelik bir politika izlediği, dış politika uygulamalarının ise “ABD Hristiyanlığı” üzerinden gerçekleştiği gözlemlenmektedir. Din aynı zamanda yumuşak güç unsuru olarak da kullanılmaktadır.  Kısacası toplumlardan oluşan devletlerin toplumun inşa ettiği dini, Uluslararası İlişkiler disiplininin de Dini görmezden gelmesi mümkün değildir.  Din, diğer fenomenler gibi, Uluslararası İlişkiler disiplininin ana aktörlerinden biridir.

Bu bilimsel açıdan baktığımızda değerli okurlar; din olgusu diplomasinin bir aracıdır günümüzde. Bireyden başlayarak ailemizde de var olan din, bizi biz yapan, inşa ettiğimiz gerçekleri ya da benlikleri oluşturan bir şeydir. Özellikle Ramazan ayında eriştiğimiz maneviyat duygusunun daha materyalist bir hâl alması günümüzde, dinin radikalleşmesi ve siyasileşmesi önemli bir sorundur. Fakat bu kriz ve sorundan fırsat eden yapılar vardır. Bu da faydacı bir yaklaşımdır. Bu aylarda dinin önemi, maneviyat duygumuzun böyle materyalist ve faydacı olarak kullanılması. Somut olarak elde olması da insanların ruhsal bunalıma sokmaktadır. Unutulmamalıdır ki 2. Dünya savaşının o vahşetinde insanlar kendi dinlerini inşa etmiş ve 2. Dünya savaşından çoğunlukla zarar alan Güneydoğu Asya’da insanlar ana dinlerden uzaklaşıp kendi dinlerini inşa etmiştir. Bunun nedeni de ruhsal bunalım ve aramadır.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL