Köşe Yazısı

CÜNEYT ARKIN ve TÜRK SİNEMASI

Rüyalar sineması Yeşilçam büyük bir yıldızı olan Cüneyt Arkın’ı kaybetti. Cüneyt Arkın ise birkaç ay önce ölen Fatma Girik’e “Bekle Fatma ben geliyorum.” demişti. Güzel, hayalleri olan, temiz kalpli ve..

CÜNEYT ARKIN ve TÜRK SİNEMASI

Rüyalar sineması Yeşilçam büyük bir yıldızı olan Cüneyt Arkın’ı kaybetti. Cüneyt Arkın ise birkaç ay önce ölen Fatma Girik’e “Bekle Fatma ben geliyorum.” demişti. Güzel, hayalleri olan, temiz kalpli ve cesaretli bir adamdı Cüneyt Arkın.

Rüyalar sineması Yeşilçam’dır. Biz onunla büyüdük. Çocukluğumuz onunla birikim sağladı ve öyle yaşadık. Haftanın üç günü kentin iki sinemasında oynayan filmler insanı bambaşka bir dünyanın içine alırdı.

Bizim kuşağın hayalci bir kuşak olması Yeşilçam filmlerinden kaynaklanır. Cesaretli bir kuşaktır o dönemin kuşağı. Sadece sinema ve radyo vardır. 1975 yılına kadar taşrada televizyon yoktur. Bu yüzden sinemanın hayatımızdaki yeri büyüktür.

Sinema aslında Türkiye’nin toplumsal tarihine göre konum alır. Ülkenin durağan dönemlerinde aşk filmleri öne çıkar, sınıf mücadelesinin ortaya çıktığı dönemlerde işçi köylü sorunlarını anlatan filmler ortaya çıkar. 12 Eylül askeri rejiminde ise sektör tamamen yavaşlar ve apolitik, iç dünyaya dönük hatta sol kesimi küçümseyen filmler ortaya çıkar. Bir de darbe öncesi ortaya çıkan erotik film furyası vardır. (Arzu Okay vb. filmleri)

Bu filmler sinema sektörünü tamamen bitirir ve başka bir alana kaydırır. Film yapımcıları tanınmayan kişileri veya verilen iyi paraları kabul eden oyuncularla anlaşıp erotik filmlerde oynatırlar. Filmlerin toplumsal tabanı hazırdır. Kapalı bir toplum yapısı olan 70’li yılların Türkiye’sinde gençler, hatta orta yaşlı erkekler salonları doldururlar. Film bittiğinde ise çoğu insan yüzünü kapatırcasına sinema salonlarını terk eder. Aslında bu filmler eğitimsiz bir yaraya parmak basmış olurlar. 12 Eylül gelince bu filmler ortadan kalkar.

Bu kez de bireyin iç dünyası ve kadın sorunuyla ilgili filmler ortaya çıkar. (Müjde Ar filmleri) Politik sinema örnekleri azdır (Yılmaz Güney ‘in Yol filmi gibi) ve dolaylı anlatımlı sosyal içerikli filmler çekilir. Sansür ise sinemanın başlangıç tarihinden beri Yeşilçam’ın üzerinde durur. Bu yüzden sinemamız kültürel bir sinema yerine ticari bir sinema anlayışı sürdürür.

Cüneyt Arkın, Tarık Akan, Kadir İnanır gibi erkek oyuncular, Türkan Şoray, Fatma Girik, Hülya Kocyiğit gibi kadın oyuncular sinemanın ağırlığını yüklenip milyonlarca insanın zihninde yer ettiler.

Cüneyt Arkın, Halit Refiğ’in çektiği “Gurbet Kuşları”  filminde oynadı. Bu film aslında Luciano Visconti ‘nin Rocco ve Kardeşleri filmine benzer. Her ikisinde de köyden kente göçen ailelerin kentteki dramatik serüvenleri anlatılır. İtalyan Marksist olan Visconti filmde sınıf sorununu öne çıkarır. Halit Refiğ de Gurbet Kuşları filminde sınıf sorununu işler ama aile ilişkilerini daha öne çıkarır. Visconti Marksisttir, Halit Refiğ ise sol dünya görüşünden etkilenen ulusal sinema tezini savunan bir yönetmendir.

1960’lı yıllarda işçileşme ve köyden kente göç sinemamıza önemli filmlerle yansır. Örneğin Karanlıkta Uyananlar da böyle bir filmdir. Cüneyt Arkın hem toplumsal filmlerde hem de farklı filmlerde rol alır. İleriki yıllarda Maden işçilerinin örgütlenmesini anlatan Maden filminde oynar. Bunların dışında avantür, tarihi, polisiye filmlerde de oynar. Bir sinema oyuncusu ne yapıyorsa onu yapar. Bu anlamıyla hem Yeşilçam’ı temsil eder hem de Yeşilçam ekolü dışında filmlerde rol alır.

O aslında bu ülkenin kendisidir. Adaletli yaşar ve yanlış gördüğü şeylere itiraz etmeyi bilen biridir. Sansür kurumu ve hükümetler her zaman Türk sinemasını hizaya sokmaya çalışmıştır. Oyuncuların çoğunluğu da kendi tarzlarıyla sansüre karşı çıkmışlardır. Cüneyt Arkın ‘da onlardan biriydi. Öyle yaşadı ve öylece sessizce göçüp gitti bu dünyadan.

Bugün bir sinema var mı, tartışılır. Yeşilçam’ın oyuncuları ise unutulmaz.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL