301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
21 Ekim 2020 - Çarşamba 12:09
 
Asrın Hastalığı Kovit
DOÇ.DR.Hatem TÜRK
hatemturk@hotmail.com
 
 

İnsan hasta olunca dünyalıklardan uzak kalıyor. Hele de bu asrın hastalığı diyebileceğimiz kovit, insanı en zayıf yerlerinden yakalıyor. Hastalığın kişisel, toplumsal ve psikolojik durumlarının toplam değerini aldığımızda kesinlikle “asrın hastalığı” tabirini hak ediyor kanısındayım.

19. yüzyılın hastalığı “melal, iç sıkıntısı”ndan doğan veremdi. Genel olarak içe kapanan insanoğlu kendinden de uzaklaşarak bir anlamda bunalıma girmiş ve başta Avrupa olmak üzere hemen tüm dünyayı bu hastalık sarmıştı. Romantizm akımının en önemli göstergelerinden biri de Fransızcası “mal dusiècle”, İngilizcesi “sickness of thecentury” olan bu tabirleri doğrulayan önemli sanatçı ve eserleri vardır. Chateaubriand,Alfred de Musset, Baudelaire gibi sanatçıların eserlerinde insan ve toplumun yüzyılı gösteren yaralarını görmek mümkündür.  Öyle ki Baudelaire’in “Le Spleen de Paris” (Paris Sancısı) eseri şehrin de hastalığını gösterir.

Çağımız, iç içe geçmiş insanoğlununriyakâr yaklaşmadan doğan virüsün pençesi altına girmiş bulunmaktadır. Üzülerek belirtmek gerekir ki insanlar arası hem fiziksel hem de duygusal yakınlık olması gerektiği gibi değil. Kimse kimseye güvenmiyor, kimse kimsenin neler yapabileceğini önceden kestiremiyor. Haberler vahşi cinayetlerle dolu. Toplumlardaki olumsuzlukları üstlenen ne bir meslek grubu ne de yöneticiler var. Herkes mağdur olduğunu düşünerek saldırganlığı tercih ediyor. Acıma duygusu insanların yüreğinden uçup gitti. Sosyal medya paylaşımları ile yeni ve gerçekte olmayan bir profil kurgulayan insanlar hedefledikleri mevkilere gelerek güç zehirlenmesine düşüyorlar. İnsanlar zalim oldukları kadar haklı.

İşte bütün bunlardan doğan virüs, geçtiğimiz haftalarda memleketimde benimle birlikte ailemin büyük bir kısmını etkisi altına aldı. Salgının başlamasından beri son derece tedbirli olan bizler, yakın bir akrabamızın eve gelip oturmasıyla birlikte neye uğradığımızı şaşırdık. Misafirin gitmesinden hemen sonra sanırım ilk virüsü kapan ben oldum ve kısa sürede ailenin diğer üyelerine de bulaştı.

Karantina günlerimizde çok şeyi düşünme imkânı bulduk. Çok şeyi yeniden öğrendik. Bunlardan birincisi sağlığımızın değeriydi elbette. Bulaşıcılığın çok güçlü olduğu bu hastalıkta kanımca “sürü bağışıklığı” düşüncesinin ciddiye alınması gerekli. Şöyle ki, 80’den 20 yaşına dek aynı aileden 10 kişinin hastalığında ilginç bir şekilde en yaşlımız olan babamla 55 yaşındaki büyük ağabeyimiz hastalığı hemen hiç etkilenmeden atlattı. Oysa geçen yıl kemik iltihabı rahatsızlığı yaşamış 45 yaşındaki ve kilo, şeker, tansiyon sorunu olan 50 yaşındaki ağabeyim hastalığını ağır atlattı.

O zaman aklıma İttihat ve Terakki Hükümeti’nin 1912’de Osmanlı’nın kurtuluşu için hazırlamış olduğu “Yeni Hayat” reçetesi geldi. Bu felsefeye göre toplumun ruhen arınması gerektiği kadar bedenen de güçlenmesi gerekmekteydi. Ziya Gökalp’in çerçevelediği bu anlayışı pek çok Türk aydını desteklemiş edebiyat, dil hatta jimnastikte Ömer Seyfettin toplumsal çürümeye karşı bu güne ışık tutabilecek dâhiyane fikirler öne sürmüş ve bunları uygulamıştı. Öyle ki Mustafa Kemal Atatürk de Türkiye Cumhuriyeti devletinin genç nesline “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” diyerek sporu önermişti.

Diyeceğim o ki bu veya başka bir hastalığa düşmeden önce toplumun beden ve ruh sağlığının iyi tutulması, bağışıklık sisteminin geliştirilmesi gerek bireyi gerekse toplumu ve devleti pek çok dertten, illetten koruyacaktır.

Bu hastalık duygusallığında bir kez daha değerlerimizin farkına vardık. Başta Sağlık Bakanımızın aylardır nasıl da kendini paralamak uğruna milletine nezaket diliyle uyarılarda bulunmasının anlamını öğrendik. Gürün’deki filyasyon ekibinin başkanı Doktor Kadir Bey ve hemşireler, Gürün Devlet Hastanesi’nin doktor ve görevlileri, Giresun’daki Aile Hekimliği personeli, ambulans görevlileri, Türk ordusunun kıymetli jandarmalarına ne kadar teşekkür etsek azdır. Her biri sabırla, güler yüzle bizleri defalarca arayıp sorarak, yanımıza gelerek bizlerin süreci kolay atlatmamızı sağladı. Yakın akrabalarımız telefonla ya da şahsen halimizi sorarak gönlümüzü aldı. İnsanlığın ne kadar gerekli olduğunu anladık.

Kötülük olmasaydı bu hastalık olur muydu?

Biz karantinadayken daha önceden mahkeme kararlarıyla yeniden sahibi olduğumuz tarlamızın ortasında çıkan suyumuzu devletin imkânlarını seferber ederek gasp eden köy muhtarına ne demeli? O doğaya bu tahribatı nasıl yaptınız, köyün içinden çıkıp Fırat’ı oluşturan taa Kızıldeniz’e kadar gittiği yerleri cennete çeviren ırmağımıza her pisliği döküp irin haline getirip de devletin onca imkânlarını boşuna seferber etmenin size nasıl bir kazancı olacak. Allah’tan korkmadınız da kanunu, adaleti hiç mi aklınıza getirmediniz. Zalim saltanatınızın rezilce sonlanacağını düşünmediniz mi? Şimdiden söylemiş olayım: her zalimin düşüşü rezilcedir! Bu asrın hastalığı sizi kemirir de yine insan kalabilenlerin yüreği yanar.

 
Etiketler: Asrın, Hastalığı, Kovit,
Yorumlar
Türkiye Günlük korona virüs Tablosu
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Giresun

Güncelleme: 15.06.2021
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
TFF 1.Lig Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Haber Yazılımı